301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
13 Ekim 2020 - Salı 18:41
 
Aile içi huzursuzluk -1-
Abdussamet Öztan
 
 
Aile içi huzursuzluk -1-
Hepimizin kabuk bağlamaya bir türlü yüz tutamayan, kaşımaya kalksak hemen kanamaya başlayan bir yarasıdır “aile içi huzursuzluk”. Bazen eşler arasında, bazen çocuklarla; bazen de aileden biri gibi gördüğümüz, kardeşim dediğimiz arkadaşlarımızla aramızda bile olur. Peki bu huzursuzlukların bir çözüm yolu var mı?
Mesela, evladınız... Hafta içi okula veya hafta sonu kahvaltıya kaldıracaksınız. Ama onda hiçbir hareket yok. Evladınızın (bu, eşiniz de olabilir) uyandırılmayı sevmediği bir uyandırma tarzınız var ve üstelik ‘böyle yapınca nasıl olsa bir şekilde uyanıyor’ edasıyla o tarzda uyandırmaya devam ediyorsunuz onu. Tabi akabinde de, karşı taraftan uyku sersemliğini de katarak; ortaya karışık ve hiç beklemediğiniz söylemlerle karşı karşıya kalabileceğiniz bir durum ortaya çıkabiliyor, istemeyerek de olsa. Sert çıkışlar olabiliyor. Bu durumda şunu diyememeli: “Ne var bunda, uyandırıyoruz işte!” Çünkü muhatabın hoşuna gitmiyorsa, yapmamak lazım. Diyelim ki sıradan bir uyandırma yaptınız; hiç beklemediğiniz bir tepkiyle karşılaşabilme ihtimaliniz o zaman da var. Belki kötü bir rüya görmüş; ya da başından geçen bir hadisenin etkisinden hala çıkamamış olabilir. Veya espiri yapıyorsunuz, gülmüyor; konuşuyorsunuz, dinlemiyor gibi bir hali var. O anda hemen “seninle de şakalaşılmıyor!” demeyin. Malum, insanın bir günü diğer gününü tutmayabilir. Gelen bir telefon, bir kısa mesaj bile bazen insanın o anki dünya lambasının anahtarını kapatıp zifiri karanlığa gömülmesine sebebiyet verebiliyor. Belki gün içerisinde yaşamış olabileceği bir problem vardır ve birileriyle bunu paylaşıp el birliğiyle aşmaya ihtiyacı vardır. 
İşte böyle bir tepkisizlik veya ters bir tepki hali gördüğünüz zaman, ÖNCELİKLE: Şakalaşma modundan çıkıp hemen ciddiyet gözlüğünü takının ve hemen ona bir sıkıntısı olup olmadığını sorun. Bunu sizinle paylaşabileceğini söyleyin. Genelde konuşmak istemeyebilirler, hatta yalnız kalmayı da tercih edebilirler. Tam da burada, karşımızdakini yalnız bırakmak gerekir tabi. Ama bu yalnızlık süresini çok uzun tutmadan yarım saat/bir saat aralığını müteakip, yanına gidip ona ciddiyetinizi tekrar belli ederek, size güvenebileceğini ve sıkıntısını anlatabileceğini söyleyin. Konuşmaya geçmeden önce de, muhatabınızın yanında iken onun gözü önünde “şu telefonumu bir sessize alıp interneti de kapatayım; şimdi tamamdır konuşabiliriz” diyerek dış dünyayla bağlantınızı kesin ki, karşınızdakine içindekileri dökebilmesi için güven verebilirsiniz bu teknikle. 
Pedagog Sıtkı Aslanhan hocamın çok güzel bir tespiti vardı, ondan nakletmek istiyorum. Ailecek oturup birbirinizin gözünün içine bakabileceğiniz, bazı şeyleri konuşup paylaşabileceğiniz bir çay saatiniz olsun evinizde. İlla çay olmayabilir bu, meyve saati olsun, çerez saati olsun. Ama olsun! Bunu yarım saatlik bir süreden başlatın, sonra dilerseniz aile fertlerinin istekliliğine ve bu aktiviteye katılımlarına göre süreyi arttırırsınız. Eğer bunu bir yapabilseniz, oğlunuz (Allah korusun) uyuşturucu bağımlısı mı olacak, arkadaşları nasıl kimseler, kızınız sevgilisiyle kaçma planlarında mı, hangi içerikleri takip edip kimlere özeniyorlar, nasıl dejenere olabilmekteler, depresyona mı giriyorlar, hepsini ama hepsini anlayabileceksiniz. 
Çocuklar da eşler de, hemen herkes de genelde dinlenilmediklerinden şikayetçidirler, bu yüzden çoğu zaman da dertlerini paylaşmak yerine biriktirirler. Tabi bir yerde mutlaka bir patlak veriyor ve hayat damarlarından bazılarında tıkanmalar meydana getirip, (Allah korusun) hayattan istifa etmeyi düşündürecek manevi krizler geçirmesine sebebiyet verebiliyor bu birikimler. Hele ki, dışarıdan baktığınızda veya uzun zamandır hoş sohbet ettiğiniz insanlarda gördüğünüz size normal gelen o mütebessim halleri, sizi onun hakkında “her şeyi çok iyi, baksana ne kadar mutlu” diye düşündürmeye itmesin sakın. Çünkü, insanların dışı güler ama içi belki de kan ağlıyordur, bilemezsiniz. O yüzden, bir süredir yanınıza gelip giden, sizi ziyaret eden insanlara bir derdi olup olmadığını bir çay-kahve teklifiyle başlatıp konuşturmaya çalışın. Bir süre sonra buzlar çözülecek, dertler belirecektir. Efendimiz (sav)’den bilmanâ rivayet var: “Müslüman kardeşinin derdiyle dertlenmeyen, bizden değildir.” Kardeşimiz o bizim! Onun derdini dinlemeyeceğiz de kimin derdini dinleyeceğiz, değil mi? “Benim elimden ne gelir ki” diye düşünmeyin, çünkü elinizden gelen en isabetli ve en değerli şey; o an karşınızdakini muhatap alıp ona değer vermek değil midir sizce de? Dertler paylaşıldıkça artmaz, aksine azalır. Çünkü dertlerin geneli, içinde biriktirme ve kimseye anlatamamaktan kaynaklanabilmekte ve boynuna takılı zincir gibi, kişileri çamura batmış gibi daha da batırmaya sürüklemektedir. “Benim kendi derdim bana yeter” de demeyin! Çünkü karşınızdakini dinlemek, inanın size de faydası olacaktır ve göreceksiniz ki sizin dert diye içinizde sakladığınız dertler de aslında ne kadar da küçük kalıyormuş, karşınızdaki muhatabın derdinin yanında.
Son olarak; internette özellikle Allah dostu zatlara ve sahabe efendilerimize(r.anhüm) atfen bir çok söz paylaşılıyor. Hangisi gerçekten kime ait bilemiyoruz tabi. Ama bazı sayfalar, içerik sıkıntısı yaşadıkları için bazı afilli sözlerin altına özellikle bu kudsi zatların isimlerini iliştirerek içeriklerine etkileşim sağlamak amaçlı paylaşmış olabilme ihtimallerini de göz ardı etmemek gerektiğini düşünüyorum. (bu cümle, tek nefeslik uzun bir cümle olmuş şimdi okuyunca fark ettim :) O yüzden, “her sözü kalbe almamalı; hakikat telakki etmemeli.” Mesela bunlardan biri: “Derdini insanlara anlatıp da, dermanından da olma” derler. Kimin sözü bu bilmiyorum, lakin bu söz bana göre tamamen değil kısmen doğru. Elbette ki insanın tek sığınağı ve melce’i biricik Rabbisidir; kaldı ki her hayır onun yanında her anahtar onun katındadır. Açılmaz kapılar, onun izin ve iradesiyle açılır. Lakin, Rabbim bu dünyayı darül-hikmet kıldığı için şifayı ilaca, doktorun teşhisine; meyveyi kupkuru toprağa sakladığı gibi, derdimizin dermanını da bir kulunun iki dudağı arasından gelecek bir çift kelama sığıştırabilir. Bilemeyiz değil mi? Çünkü Allah hakim-i mutlaktır. Hikmeti gereği, bize gelenleri dinlememiz ve bizim gittiklerimizin de bizi dinleyenler olması gerekir ki; akabinde Rabbimize yalvarmalı ve tevekkül ederek neticeyi hayırlısıyla Allah’tan beklemeliyiz. Vesselam. 
 
Etiketler: Aile, içi, huzursuzluk, -1-,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
15 Kasım 2020
Aile içi huzursuzluk -4-
08 Kasım 2020
Aile içi huzursuzluk -3-
31 Ağustos 2020
Evlatlarımızı zehirliyorlar
09 Temmuz 2020
Sosyal medyaya kısıtlama
22 Haziran 2020
Ailem çok üstüme geliyor! (#evdekal -5-)
06 Haziran 2020
YKSye hazırlananların hali ne olacak? (#evdekal -4-)
06 Haziran 2020
Dünyanın sonu mu geliyor? (#evdekal -3-)
23 Nisan 2020
Covit - 19 Kıyamet Alameti mi? (#evdekal -2-)
19 Nisan 2020
Hangi Haberlere inanalım (#evdekal -1-)
28 Mart 2020
Tavşanlı'da Korona virüs var mı?
26 Ocak 2020
Depremler neye işaret
21 Ocak 2020
Böyle dua etmeyi dene
16 Aralık 2019
Hastaya Şifa Derde Deva Burada
14 Ekim 2019
Barış Pınarı için
03 Ekim 2019
Depremler neye işaret
03 Ekim 2019
Herşey tersine döndü
19 Ağustos 2019
Kendine format at!
04 Ağustos 2019
Kafanı kullan !
16 Haziran 2019
YKS Sonrası
16 Haziran 2019
Yarın çok geç olabilir
14 Nisan 2019
Mal mısın oğlum
07 Nisan 2019
Evlilik Kader midir?
17 Mart 2019
Yeni Zelanda olay perde arkası
15 Mart 2019
Asıl seçim başlıyor
19 Şubat 2019
Neden Sadece Ortadoğu'da?
12 Şubat 2019
Altın mı Bakır mı ?
21 Ocak 2019
Evlenmek isteyen gençlere taktikler
08 Ocak 2019
Allah beni önemsemiyor !
11 Aralık 2018
Yine kış geldi çattı!
04 Kasım 2018
Allah işi karışmasa inşallah
14 Ekim 2018
Ötüyor mu bu telefonlar
11 Ağustos 2018
Allah diyen karpuz
30 Temmuz 2018
Risk altındasınız farkında mısınız ?
30 Temmuz 2018
BÖYLE YORUM MU OLUR ?
18 Temmuz 2018
Temmuz 15 Destanı
11 Temmuz 2018
Çocuk istismarı, çocuk kaçırma, kısas ve idam!
02 Temmuz 2018
Dünya'nın en çok kar getiren işi
25 Haziran 2018
Akıllı ol bu fırsatı kaçırma
03 Haziran 2018
Teravih Sünnet mi Değil mi_?
13 Mayıs 2018
BU KEZ ORUÇ SENİ TUTSUN
07 Mayıs 2018
Ben ona günahımı vermem
23 Nisan 2018
Dinci=OUT, Dindar=IN
13 Nisan 2018
NEDEN ENGELLİYİM SUÇUM NE?
12 Nisan 2018
Dine ne gerek var
04 Nisan 2018
Bu adamın suçu ne?
31 Mart 2018
Bu adamın suçu ne?
13 Mart 2018
HESABI KİM ÖDEYECEK
28 Şubat 2018
VERMEYİNCE MABUD
19 Şubat 2018
İMAMIN YAPTIĞI ŞOK HAREKET
05 Şubat 2018
Allah ile kul arasına girilmez !
28 Ocak 2018
Şeytan nasıl HACKLENİR ?
28 Ocak 2018
CEPHEYİ TERK ETMEYİN
07 Ocak 2018
Allah'ın Namazıma ihtiyacı mı var?
26 Aralık 2017
YILBAŞI DEMİŞKEN
03 Aralık 2017
YİNE KIŞ GELDİ
12 Kasım 2017
Neden hep ben hastayım ?
06 Kasım 2017
Seviyor mu Sevmiyor mu ?
29 Ekim 2017
Güneş'in Faturasını Ödediniz mi?
04 Ekim 2017
Doğru yolu buldum ya çıkarsam
26 Eylül 2017
Haydi Bakalım Vira Bismillah
19 Eylül 2017
Nasıl Olsa Allah Affeder (mi)
26 Ağustos 2017
Kurbana ne gerek var
19 Ağustos 2017
Tesettüre ne gerek var
19 Ağustos 2017
Tesettür zor geliyorsa
09 Ağustos 2017
Allah'ı ispatla diyene kılı. çekti!
01 Ağustos 2017
Evladım cehennem dibine gitsin !
25 Temmuz 2017
Yalan Söyleyenin Feci Akıbeti
15 Temmuz 2017
Temmuz 15 Destanı
08 Temmuz 2017
İbadetlerimde devamlılık olmuyor
18 Haziran 2017
Perdeyi arala şavk gelsin
11 Haziran 2017
Kadir Gecesi Ne zaman ?
28 Mayıs 2017
BUNU YAPARSAN ORUCUN BOZULMAZ
23 Mayıs 2017
Abdussamet Öztan kimdir
19 Mayıs 2017
DÜNYA BU !
14 Mayıs 2017
Kopya çekme teknikleri
06 Mayıs 2017
NAMAZDAN ZEVK ALAMIYORUM İSTEKSİZİM BIRAKSAM MI ?
23 Nisan 2017
Kadınları Dövün Namaza Yaklaşmayın
27 Mart 2017
Bediüzzaman'ın gerçek yüzü
19 Mart 2017
Başkasının günahına ağlayan Adam !
14 Mart 2017
Günay benim, suç kimin?
07 Mart 2017
Ben özgürüm bana kimse karışamaz (!)
27 Şubat 2017
Kaderimde varsa, benim suçum ne
25 Şubat 2017
İsyankarım, günahkarım.. Perişanım!
16 Şubat 2017
Fazla kurcalama, kafayı yersin (!)
06 Şubat 2017
En güzel 14 Şubat Hesiyesi
29 Ocak 2017
Kur'an Neden Arapça ?
15 Ocak 2017
Daha erken mi yoksa ?
12 Ocak 2017
Pil zayıfsa böyle şarz edin
03 Ocak 2017
Elhamdülillah Müslümanız
25 Aralık 2016
KAFİRE EBEDİ CEHENNEM, BU NASIL ADALET ?
25 Aralık 2016
KAFİRE EBEDİ CEHENNEM, BU NASIL ADALET ?
13 Aralık 2016
Peygambere ne gerek var....
29 Kasım 2016
Hiç ölmeyecek gibi
06 Kasım 2016
Elalem Ne Derse Desin
06 Kasım 2016
Lezzet Sırları
12 Ekim 2016
NE KADAR KÖFTE O KADAR EKMEK
26 Eylül 2016
Ateist VS MÜSLÜMAN
26 Eylül 2016
Bu sefer olacak
29 Ağustos 2016
Dizi ve TV izlerken dikkat
29 Ağustos 2016
Dünyanın en kârlı işi
29 Ağustos 2016
Gelsin Yüzüne de söylerim
13 Ağustos 2016
Ben Bilmem Şeyhim Bilir
27 Temmuz 2016
Kim Bu Nurcular
20 Haziran 2016
Orucu Neler Bozmaz ?
10 Haziran 2016
DUALARIM NEDEN KABUL OLMUYOR ?
13 Mayıs 2016
FLÖRT HARAMSA NASIL EVLENECEĞİZ
17 Mart 2016
Resmileşti Dikkat !
09 Mart 2016
O KADAR ÇOK SEVİYORUM Kİ;
23 Şubat 2016
BU KADAR NANKÖRLÜK OLMAZ
15 Şubat 2016
YGS Öncesi Okunmuş Yazı
Haber Yazılımı