301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
06 Eylül 2020 - Pazar 07:58 Bu yazı 65 kez okundu
 
''YEİS VE UCB'' TEHLİKESİ NEDİR ?
Mehmet Gökçay
 
 
 ''YEİS VE UCB'' TEHLİKESİ NEDİR ?
Yüce Rabbimiz cc bizleri kendisine iman edip kulluk vazifesini yerine getirmemiz için, bu dünya hayatına göndermiştir. Fakat müminlerden, bu asli vazifeyi yerine getiremeyen din kardeşlerimizi,  ibadet muvaffakiyetsizliğinin neticesi olarak ümitsizliğe kapılma gibi şöyle bir tehlike beklemektedir. Amele ve Allah'a cc itaate muvaffak olamayan kişi azaptan korkar, ''Yeis'' e yani ümitsizliğe düşer. Böyle ümitsiz bir insanın  gözüne, dini meselelere ters küçük ve zayıf bir emare, kocaman bir delil gibi görünür. Böyle aklına açılan bir kaç islami şüpheleri elde eder etmez, diğer içinden çıkamadığı islami meselelerin de yardımıyla  ilan-ı  isyan ederek islam dairesinden çıkar, Allah cc muhafaza etsin, şeytanın ordusuna katılır. Binaenaleyh amal işlemeye muvaffak olamayanlar, ümitsizliğe düşmemek için Zümer suresi elli üçüncü  ayete müracaat etsin: '' Ey haddi aşanlar Allah'ın cc Rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah cc dilerse tüm günahlarınız bağışlar. O çok bağışlayandır.'' 
Tabi tüm bunların yanı sıra ümitsizliğe düşen bir kişiyi İkinci bir problem  beklemektedir, bu ise: "Ucb" tur. Yani işlemiş olduğu az bir amele güvenmektir. Ümitsizliğe düşen kişi, azaptan kurtulmak için, dayanacak bir noktayı aramaya başlar. Bakar ki, bir miktar sevapları ve yapmış olduğu iyilikleri var, hemen o iyiliklere bel bağlar. o yaptıklarına güvenerek der ki: "Bu iyilikler  beni kurtarır, yeter" düşüncesiyle bir derece rahat eder. Halbuki amale güvenmek ucb tur. İnsanı dalalete atar. Çünkü insanın yaptığı ibadetler ve iyiliklerde hakkı yoktur; Kendi mülkü değildir, onlara güvenemez. Hem insanın vücudu ve cesedi bile onun değildir. Çünkü kendisinin sanat eseri değildir. O vücudu yolda bulmuş, birisi atmış da kendisi sahiplenmiş de değildir. Kıymeti olmayan şeylerden olduğu için yere atılmış da insan onu yerden almış değildir. Ancak o vücut sahip olduğu  acayip sanat, mükemmel nakışların şahitliğiyle, bir Sani-i  Hakim olan Allah'ın Kudret elinden çıkmış kıymettar bir hane olup, insan o hanede emaneten oturur. O vücutta yapılan binlerce işlevlerden ancak bir tanesi insana aittir. O da lokmayı sadece ağzına kadar götürmektir. Ve keza yaratılmış varlıklar  içerisinde en şerefli, insan iken, iradesiyle lokmayı ağzına kadar götürmeyi bile, kendi fiili zannederken onun meydana gelmesinde bile, mutlak Kudret sahibi Yüce Mevla'nın tedbirine ihtiyacı vardır. Ve keza insanın elindeki güç zannettiği fiiller pek dardır. Hislerinin en genişi hayal olduğu halde, o hayal akıl ve aklın meyvelerini dahi idrakten acizdir. Tüm bu ortaya konulan fiiller, bu kadar büyük iken, nasıl kişi bu faaliyetleri benimdir deyip sahiplenebilir. Onlarla iftihar edebilir? Ve keza vücudumuzda bile farkına varmadığımız elimizde olmaksızın sayı belirsiz faaliyetler meydana gelmektedir. O fiiller şuurlu oldukları halde, buna karşılık bizim şuurumuz tüm bunları idrakten aciz olduğu için sabit olur ki, o fiillerin Faili asıl şuur sahibi olan Yüce Yaratıcımızdır. Sonuç itibariyle ortaya koyduğun hayırlı işleri sahiplenme davasından vazgeç. İnsan işlediği şerlerin sahibidir. Çünkü sana verilen cihazlar, imkanlar amel edip hayır işlemen içindir ve zaten hayır için verilmiştir ve insanlık mertebesine çıkarılmakla ücretimizi de peşin almışızdır. Asıl şu kısmı gözümüzden hiç bir zaman kaçırmayalım ki : Bu verilen imkanlarla işlenilen güzellikleri sahiplenemezken, fakat yapmanın yasaklandığı şerleri işlemekle o şerlerin sahibi sen olursun. Ümitsizlik ve amele güvenme hastalığından Yüce Mevlamız bizleri muhafaza edip her halimiz ile rızasına uygun kullarından olmayı nasip etsin.
 
Etiketler: , ''YEİS, VE, UCB'', TEHLİKESİ, NEDİR, ?,
Yorumlar
Haber Yazılımı