chat odaları sohbet giftcardmall/mygift bets10.buzz islami chat dini chat
22 Şubat 2026 - Pazar

RAMAZAN’A DOLU DOLU BİR AYDAN AZ KALDI

RAMAZAN

Yazar - Bülent Alpagut
Okuma Süresi: 14 dk.
Bülent Alpagut

Bülent Alpagut

- 05062218413
Google News

         ŞABAN AYI DA GELDİ  
ÖYLEYSE RAMAZAN’A
               DOLU DOLU BİR AYDAN  AZ  KALDI 
 
    Mübarek ayların ikincisi ŞABAN AYI da geldi. Sevgili Peygamberimizin :” ŞABAN AYI BENİM AYIMDIR” Dediğini biliyoruz. Bu ayın rahmet ve bereketinin büyük olması dileğiyle tüm hemşehrilerimin Şaban Ayı’nı gönülden kutluyorum.  
    Sevgili  Peygamberimiz (s.a.s) ne diyordu?.” Karanlık geceler  gibi işleriniz karıştığı zaman; Kur’an-ı Kerim’e sarılınız” bizlerde bu yüce peygamberin ümmeti olarak Şaban Ayı gecelerinde de gündüzlerinde de mümkün olduğunca yüce kitabımızı elimizden düşürmemeye gayret etmeliyiz. Çünkü Kur’an-ı Kerim, Allah’ın sofrasıdır. Her Müslüman bu sofranın nimetlerinden gereğince yararlanmalıdır. Sevgili Peygamberimiz( S.A.S)  nasıl Kur’an-ı elinden düşürmediyse bizler de imkanlar ölçüsünde bu yüce kitabı elimize almalıyız. 
     İnsanoğlu her vesileyle sıkıntıda kalabiliyor.  Ama sıkıntıları defetmenin  en kısa yolu Kur’an ile  el ele, kol kola olmaktır. Yani Kur’an-ı her fırsatta okumaktır.  Bunu yapıyor muyuz?  Yapabiliyor muyuz? BUNU TAKTİRLERİNİZE ARZEDİYORUM. 
     Recep Ayı’nda olduğu gibi Şaban Ayı’nda da din kardeşlerimizle yersiz münakaşalara girmememiz gerek. Din kardeşimizin hoşuna gitmeyen şakaları yapmamamız gerek. Din kardeşimize verdiğimiz sözlerden caymamamız gerek. Bu efendimizin Hadis-i Şerifidir. 
      Allah’ın verdiklerine şükrediyoruz. Rabbim Şaban Ayı’nda da sevgili kullarını mutlaka sevindirecektir.  Erzurumlu İbrahim Hakkı ne güzel söylemiş:” Açılır bahtımız bir gün,hemen battıkça batmaz ya/ Sebepler halk eder Halık, kerem babın kapatmaz ya/ Benim Hakk’a münacatım,değildir rızk için haşa/ Hüda ,Rezzak-ı alemdir, rızıksız kul yaratmaz ya”
       Hepimiz Allah’ın verdiği rızkı tüketiyoruz. Ne kadar verirse onunla yetiniyoruz.  O,HİÇBİR ŞEYE MUHTAÇ DEĞİL. Ama hep veriyor. Şaban Ayı içinde de kullarını sevindirecektir.  Ama bunu gönül gözü olmayanlar göremezler.  Siz her şeyi O’na bırakın;O,İŞİNİ BİLİR.
       Allah mübarek üç aylarda bu aziz milleti  mutlu,huzurlu eylesin. Ramazan’a eriştirsin. ……

                                                
        DEVLET ADAMINA SAYGI  GELENEĞİMİZDE VARDIR

 


   Devlet adamı;Devlet idaresinin  inceliklerini  bilen ve ülke yönetiminde  söz sahibi olan  kimsedir. Devlet baba;koruyucu sıfatından dolayı  devlet için kullanılan  bir söyleyiştir.  Devlet adamı;devlet düzeni , devlet idaresi için  vardır. Devlet gemisini yürütmek için devlet adamına ihtiyaç vardır. Bunun içindir ki eskilerde bir devlet büyüğü uğurlanırken,her zaman, uğurlayanlar ilçeden  ayrılan devlet büyüklerini : ”devletle, devlet ü ikbal ile “ yani ,güle güle,mutlulukla” diyerek yolcu etmişlerdir. Gerek karşılama esnasında,gerekse uğurlama esnasında  yerinde davul-zurna sesleri ayyuka çıkmış, yerinde şimdi artık yok,GLİ Bandosu marşlar çalmıştır. Tavşanlı,Demokrasinin kalelerindendir. Yıllar öncesinde  efsane siyaset adamı, merhum başbakanlarımızdan Adnan Menderes ve beraberindekiler karayoluyla Kütahya’dan Tavşanlı’ya gelirken eski belde,halen Tavşanlı Belediye sınırları içinde bir büyük mahalle olan Çukurköy girişinde  beyaz atlar( Kırat)  üzerine binmiş  süvariler tarafından karşılanmışlardı. Ata binenlerin tamamı Çukurköylü’ydü.  Merhum Başbakan  bu jest üzerine  çok mutlu olmuştu. Yüzü gülmüştü.  Bu nedenle Çukurköy Tavşanlı Tarihi’nde Demokratların  kalesi olarak yerini almıştır. Merhum babam,annem, merhum amıcam, ben ve kardeşlerim de  merhum Başbakanı  Çukurköy girişinde karşılayanlardandık. 

Hatta ,merhum amıcam Necmettin Alpagut, Kore’den henüz gelmişti ve elindeki çok değerli fotoğraf makinesiyle bu tarihi ziyareti fotoğraflamıştı. Sonra öğrendik ki bu  pozlar tab esnasında  yanmış. Bunu asla unutamadık.  Devlet büyüklerimizin Tavşanlı’ya gelişleri ve ayrılışları esnasında Garp Linyitleri İşletmesi Müessesesi’nin tarihi Bandosu  her zaman hazır bulunmuştur. Bu bando sadece Tavşanlı’daki karşılaşmalarda,etkinliklerde görev almamıştır, Kütahya İli’nin herhangi bir yerinde de üzerine düşeni yapmış, bizleri gururlandırmıştır.  Bu bandonun sayın şeflerini, mensuplarını saygıyla, ebediyete ayrılanlarını da rahmetle anmak isterim.  Bakınız sayın valiler de  devletimizin önemli bürokratları arasındadır. Bugüne kadar Tavşanlı’yı  ziyaret eden nice valileri bizzat bendeniz, GLİ Bandosu ile birlikte muhtelif noktalarda karşılamış ve uğurlamışımdır. Fahri bir protokol Amiri,bir sunucu ve tören komutanı olarak üzerime düşeni fazlasıyla yapmışımdır. Rütbeliler de zaman içinde Tavşanlı’da devlet ciddiyetine yakışır şekilde karşılanıp uğurlanmışlardır. Saygı; bir şeye,bir kimseye, değer vermekten ileri  gelen  ölçülü davranma hissi,  çekinme ile karışık  bir sevginin  verdiği dikkat ve itina  gösterme duygusu ve kısacası hürmettir.  Hangi siyasi parti  mensubu ve sempatizanı olursa olsun eğer biri devlet adamıysa saygımız sonsuzdur.  Sayın valiler de,sayın kaymakamlar da devletin vazgeçilmezleridir.  Sayın bakanlar, devletimizin üst bürokratlarıdır. Sayın Genel müdürler, daire başkanları da keza öyledir.  Bunların üzerine oturdukları koltuklar da devletin koltuğudur.Allah rahmet eylesin, bir ara kaymakamımızdı ; Ahmet Ülkü Onursal beni çağırmıştı. Kaymakamlığa gittiğimde özel kalemde merhum Mehmet  Kocaman vardı.Kendisine  kıravatım olmadığını, mümkünse bir kıravat bulmasını istemiştim.  Bana bir kıravat uzatmış, makam odasına girerken bunu takıp ta girmiştim.   Netice itibariyle devletimizi temsil eden, bir ilçenin en büyük yönetim görevlisinin  yanına giriyordum. Saygım devletimeydi. 
          Yeri geldi merhum ,eski Başbakanlarımızdan Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ı,yeri geldi Anavatan Partisi döneminde  merhum Başbakan Mesut Yılmaz’ı,  yeri geldi merhum Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’i, asker kökenli cumhurbaşkanımız Cevdet  Sunay’ı, çeşitli dönemlerde bakanlarımızı  da aynı hassasiyetle karşılamıştık. Merhum  Cumhurbaşkanımız  Turgut Özal’ı  Kütahya’da karşılamaya bizzat görevlendirilmiştim. Kendisini Gümüş Tesisleri’nin açılış töreninde, Seyitömer B Termik Santralı’nın , Yoncalı Kaplıcaları’ndaki   hastanenin  açılışı sırasında  büyük bir titizlik içinde, kazasız belasız  karşılamış ve uğurlamıştık. Bugün 86 milyon Türk vatandaşı da şu gerçeği kabul etmek zorundadır, Bizler geleneklerimize sıkı sıkıya bağlı insanlarız, öyle bir milletin mensuplarıyız.  Devlet Adamına olan saygımızda kusur etmememiz gerekiyor.  Bunu yapmak bizleri yüceltir. Keşke  gereksiz bir kararla faaliyetine son verilen tarihi GLİ Bandosu yine olsaydı da yine devlet büyüklerimizi, devlet adamlarımızı karşılayıp uğurlayabilseydik. Ben Yüce Atatürk’ün anıtına bu bando döneminde çelenk koydururken bir başka duygular içinde olurdum.  Kulakları çınlasın Doç. Dr Mustafa Kalemli’nin bakanlık yaptığı dönemlerde bu bando ile girmedik köy bırakmamıştık. Bir sıcak yaz gününde bir köy ziyaretimiz esnasında  gittiğimiz köyde  kimseyi bulamamıştık. Ama bir senaryo hazırlamıştım, GLİ  Bandosu’na Harbiye Marşı çaldırmıştım.  Köy halkının bu marşı duyar duymaz köy meydanını doldurduğunu asla unutmam.  Saygıda kusur etmeyenler her halükarda kazançlıdırlar. Saygı kişileri yüceltir. İtibar etmek;saygı görmek, saygı göstermek, hürmet etmek,  değer vermektir.  Bunu herkese yapmak gibi bir mecburiyet söz konusu olamaz. Ama  söz   konusu  devlet adamıysa  bunu yapmak yükümlülüğündeyiz. Gerisi de teferruattır.  Her zaman derim; “ Sayın” sözcüğü birçok kapıyı açar.  Bu sözcüğü asla dilimizden düşürmemeliyiz. Merhum iş insanımız Cemil Kalfa her bürokrata,birim müdürüne,yetkiliye,sorumluya  hitabederken bu sözcüğü kullanırdı. Mekanı cennet olsun. Sevgili berber Ergun bile  sayın sözcüğünü devamlı kullanırdı. 

 

 

       BİR  ZAMANLARIN MADENCİLER GECELERİ 
          
   Garp Linyitleri İşletmesi  TKİ’nin Amiral Gemisi iken  Dünya Madenciler Günü’nü muhteşem programlarla kutlardı. Binlerce   maden işçisinin, yüzlerce çalışanın, birbirinden değerli konukların, efsane TSM ve THM sanatçılarının,Tiyatro sanatçılarının, Yerel sanatçıların,  katkılarıyla Dünya Madenciler Günleri  gerçekten görkemli bir şekilde kutlanırdı. Ben de hasbelkader her Aralık ayının 4.cü gününde, TunçbilekEğitim Sitesi salonu’nunda( ki bu salon yemekhanesiyle, özel bölümleriyle, sosyal birimleriyle   bini mütecaviz konuğu ağırlardı)  etkinlikleri bizzat yönetirdim.Gecenin  Sunuculuğunu yapardım. İstiklal Marşı hazurun tarafından söylenir, saygı duruşu yapılır, müessese müdürleri .işçileri temsilen bir yetkili işçiler konuşur ve davetlilere hazırlanan masalarda kuş sütü eksik olmazdı. Bürokratlar için özel masalar hazırlanırdı. Yüzlerce dost,arkadaş,tanıdık,bürokrat,sanatçı bu günün gecesinde  unutulmaz anlar yaşarlar,birbirleriyle ayrı kalanlar buluşur hasret giderirlerdi.  Eğitim Sitesi salonuna gelenlerin araçları yüzlerce araçlık bir park oluştururdu.  Arşivimi karıştırdım baktım hayretler içinde kaldım desem doğru olur;Dünya Madenciler Günü münasebetiyle , kimler gelmemiş ki Tavşanlı’ya ,dolayısıyla Tunçbilek’e?  Hatırlayalım mı?Kenter Tiyatrosu( Yıldız Müşfik Kender),Metin Akpınar-Zeki Alasya ikilisi, Avni Dilligil Tiyatrosu,, İsmail Dümbüllü, Nejat Uygur, Ersin ve Dadaşlar, Şükran Güngör, Cem Karaca, Nuray Hafiftaş,Fikret Kızılok, Yıldız Ayhan, Sezen Aksu, Barış Manço, Muazzez Abacı, Behiye Aksoy, Yıldız Tilbe, Serpil Örümcer, Berkant, Muazzez Ersoy, Müzeyyen Senar, Edip Akbayram,  Hüner Coşkuner, Necdet Tokatlıoğlu, Mustafa Sağyaşar, Zekai Tunca, Erol Büyükburç, Erol Evgin, Erkut Taşkın, Atilla Atasoy,, Sevim Tanürek, Safiye Soyman, Neşe Can,  Coşkun Sabah, Gönül Yazar, Yaşar Özel, Mithat Körler, Sibel Can, Kutlu Payaslı, Beyaz Kelebekler,  Doğan Canku,  Yüksel Bozbay, Yıldırım  Öğüt, Orhan Ayaz, Yıldırım Bekci, Murat Akkaya,  İsmail Özkan, Hulusi Kentmen, Ela Altın, Mine Geçili  ve daha hatırlamadığım birçok efsane sanatçı…… 
      GLİ Müessesesi , evet gerçekten büyük bir kuruluştur.Uzun yıllar,  Merkez binasının duvarlarında Ulu  Önder Aziz Atatürk’ün birbirinden güzel resimlerine,  portrelerine   yer vermiştir. Misafirhanesi zaman içinde  gelen üst rütbeliler, makam sahipleri ve bürokratlar için  yüz ağartan bir  yer haline gelmiştir. Gün gelmiş genel seçimlerde seçim kurullarına ev sahipliği yapmıştır. Düğün,nikah ve nişan,sünnet,ödül törenleri için  hizmet vermiştir. Onun içindir ki her zaman derim; GLİ bizim gurur kaynağımızdır.Bunu kulakları çınlasın Tavşanlı’nın en duayen siyaset adamı, eski TBMM Başkanlarımızdan, bakanlık yapmış, milletvekilimiz, değerli mütehassıs hekimimiz Doç. Dr Mustafa Kalemli de söylerdi.  Bu kuruluş  olmasaydı,bu kuruluşun değerli müdürleri olmasaydı. Çalışkan personeli olmasaydı biz bu sanatçıları görebilir miydik?  Dünya Madenciler Günü gecesinde Tavşanlı gerçekten çok ağır konukları ağırlamıştır.Bakanından, genel müdürüne, darne başkanından müfettişine, sendika üst görevlilerinden valisine, kaymakamına, belediye başkanına ,hakiminden subayına herkese kucak açmıştır.   Tunçbilek sosyal tesisleri, deneyimli personeli, imkanları ile  bütün sosyal etkinlikleri göğüslemiştir.   Ne oldu bu koca kuruluşa? Nerede o dev?  Tavşanlı’da yıllarca istihdam yaratan, Tavşanlı’yı Tavşanlı yapan GLİ  artık bugün o eski GLİ değildir.  Bunun vebalini TKİ  çeksin..  TKİ’ye  YILLAR İÇİNDE MİLYARLAR AKITAN BU KOSKOCA MÜESSESE   EN SONUNDA BÖLGE MÜDÜRLÜKLERİ ELİNDEN ALINARAK KÜÇÜLTÜLMÜŞ, İŞLETMEYE DÖNÜŞTÜRÜLMÜŞTÜR.  Halbuki bugün MTA gelsin, tüm araç ve gereçleriyle  halen yerin altındaki milyonlarca ton Linyit’i  yeniden tesbit etsin gerçek gözler önüne serilecektir.Milyonlarca  ton Linyit devletimiz için hala büyük bir gelir kaynağı olarak konumunu muhafaza etmektedir. 
        Bandosuyla, TFF Ligleri’nde Tavşanlı’yı,dolayısıyla Kütahya’yı  temsil etmiş Linyitspor’uyla , uzak ve yakın çevrenin her türlü talebine yanıt vermesiyle,  Tavşanlı adlı ilçenin  kaderinde en büyük  hisseye  sahip olmasıylaTUNÇBİLEK   eski görkemli günlerine geri dönebilirse yeniden Dünya Madenciler Günleri de, Dekapaj   çalışmaları  da ,   istihdam  da   yeniden  canlanacaktır.Türkiye’nin elektrik üretimine,  Askeri birlilerin ısıtılmasına, fakir ve fukaranın ihtiyacını  üretmeye, fabrika çarklarının dönmesine  yeniden  katkıda bulunacaktır.  “Nil olmasaydı Mısır Olmazdı” derler.” Tunçbilek olmasaydı Tavşanlı olmazdı” diyorum.  Türkiye’nin sosyal,ekonomik ve kültürel başarılarına imzasın atmış böyle bir kuruluşun dirilişi ülkenin menfaatınadır. Gelin hep birlikte bu  hasta kuruluşu, ihtiyar, 85 yıllık , yaşlı  kuruluşu  yeniden  canlandıralım.  Sadece sevgili milletvekilimiz Mehmet Demir değil, tüm Kütahya   Milletvekilleri , bürokratları, halkı, bütün varlığıyla Kütahya ayağa kalkmalı ve Tunçbilek’i   yeniden eski görkemli günlerine geri döndürmelidir. Son Dünya Madenciler Günü’nün nasıl ,nerede kutlandığını bilmiyorum. Ben anılarımdaki günleri yaşıyorum. Bugün çoğu Hakk’a kavuşan birbirinden değerli GLİ Müessese ve işletme müdürlerine  rahmet diliyorum. Hayatta olanlarının yanaklarından öpüyorum.  Yeniden görkemli Dünya Madenciler Günü kutlama günleri dileğiyle……

 

 

 

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları