YENİ ÇEVRE YOLUMUZ HİZMETE GİRİNCEYE KADAR
TAVŞANLI’DA 1978 YILININ CUMHURİYET BAYRAMI

Bülent Alpagut
- 05062218413 YENİ ÇEVRE YOLUMUZ HİZMETE GİRİNCEYE KADAR DAHA
ÇOK HEMŞEHRİMİZİN CANININ YANACAĞI MUHAKKAK
Kulakları çınlasın Tavşanlı Ticaret ve Sanayi Odamızın duayen başkanı Davut Efe uzun bir süredir Tavşanlı7nın Yeni Çevre Yolu ile meşguldü. Neticede,bu yolun tarım arazilerinden geçmesi önlendi. Güzergah yeniden değişti. Yeni güzergah sayesinde Tavşanlılının derin bir nefes alacağı muhakkak. Çünkü bir süredir,hatta uzun bir zamandır Tavşanlı Belediye Sınırları içinde bu çevre yolunda nice trafik kazalarına tanık oluyoruz. Bu kazaların sonunda ölenler,ağır yaralananlar,sakat kalanlar bile var. Maddi hasar ayrı bir konu. Değerli, Kütahya’nın Tavşanlılı Ak Parti’li Milletvekili Mehmet Demir’in de gündeminde olan bu yeni güzergahın proje safhasında olduğunu,henüz güzergahının belli olmadığını biliyorum. Ama kabaca; Bu çevre yolunun Tavşanlı- Kütahya Devlet Yolu’nun Harmancık Mevkii’nden başlayarak ,Tavşanlı Doç. Dr. Mustafa Kalemli Devlet Hastanesi yakınından geçeceğini duymuştum. Bu da aslında şimdilik Tavşanlı için yeterlidir. Çünkü Tavşanlı’nın tam ortasından geçen şimdiki çevre yolu gerçekten Tavşanlılıları tedirgin eder duruma gelmiştir. Eğer yeni çevre yolu güzergahı kesinlikle belli olursa,yeni çevre yolu projesi onaylanırsa ve iş yolu yapmaya gelirse artık mevcut çevre yoluna bir alt geçit veya bir üst geçit yapma projelerinden de vazgeçilmiş olacaktır. Yeni bir maliyete izin verilmeyecektir. Aslında Tavşanlılının en büyük arzusu; Tavşanlı- Domaniç- İnegöl yeni güzergahıdır. Bu güzergahta ,Kocadağ’ın altında açılacak bir tünel ile kilometrelerce yol katetmekten kurtulmuş ve ekonomik hem de zaman yönünden büyük tasarruf sağlanmış olacağız. Böyle bir güzergah sayesinde bir anlamda Tavşanlı,Bursa’nın, Bursa da Tavşanlı’nın arka bahçesi pozisyonuna gelecektir. Bu Kütahya’nın,Kütahyalının da işine gelecektir. Bu yeni çevre yolu sayesinde,yeni Tavşanlı-Domaniç- İnegöl- Bursa güzergahında en fazla mutluluğu hiç şüphesiz Domaniç ilçemiz yaşayacaktır. Osmanlı Orduları’nın geçiş güzergahındaki bu şirin ilçemiz insanları mutlu olacaktır.
Henüz proje tetkik ve inceleme safhasındaymış. Çünkü bu yeni çevre yolu üzerinde tünel veya tüneller söz konusuymuş. Devlet Baba her halükarda Tavşanlı’nın yeni çevre yolunu mutlaka yapar. Devletimiz güçlüdür. Bugüne kadar hangi yolumuz yarım kaldı? İnşallah yıl sonuna doğru veya 2026 yılı başında Tavşanlılı Ankara’dan bu müjdeyi mutlaka alacaktır.Sayın milletvekilimiz Mehmet Demir ile yaptığım telefon konuşmasıyla halen birkaç alternatif güzergah üzerinde çalışıldığını ve en ekonomik,en uygun olanının tercih edileceğini ve projenin hayata geçirileceğini öğrendim. Allah hepimize yeni çevre yolumuzu görmeyi nasip etsin . Ama yinelemek istiyorum; büyük bir yanlıştan dönülmüştür. Tarım arazilerimizi olumsuz etkileyecek proje iptal edilmiştir. Bu konuda çaba gösteren başta değerli oda başkanımız Davut Efe’ye ve diğer yetkililere teşekkür etmek isterim. İnanıyorum ki,çok sevdiğimiz sayın valimiz,milletvekilimiz ve yeni kaymakamımız ile diğer yetkililer bu yolu en kısa sürede Tavşanlı’ya kazandıracaklardır. Türkiye’de orta ölçekli bir il olma yolunda namzet ilçeler arasında yerini alan Tavşanlı için bu çevre yolunun ne kadar hayati bir önem arzettiğini de söylemek yanlış olmaz diye düşünüyorum.
TAVŞANLI’DA 1978 YILININ CUMHURİYET BAYRAMINDAN
İTİBAREN 47 YIL İÇİNDE NİCE CUMHURİYET BAYRAMINI
BİZZAT YÖNETTİM
Merhum, Tavşanlı’nın törenlerini idare ederdi. Tören komutanı ve sunucusuydu. 23 Nisan 1978 tarihinden birkaç gün önce İstiklal İlkokulu önünden geçerek bana seslenmişti. Sevdiğim,saydığım bir öğretmen meslektaşımdı. Benden bir ricada bulunmuştu. Karamürsel’de bir işi varmış. Eşi merhum ebe Perihan Çil ile birlikte gitmeleri gerekiyormuş. Ama önümüzde bir 23 Nisan Milli Egemenlik Bayramı vardı. Benden bu bayramı yönetmemi istemişti. Bu teklif ister inanın ister inanmayın beni ürkütmüştü. Çünkü toplulukların önünde bir milli bayramı yönetmemiştim. “ Yapamam hocam” dediğimde :”Yaparsın yaparsın”demiş ve beni bir şekilde ikna etmişti. Zamanın kaymakamı merhum bir ara vali olmuştu Erdoğan İzgi ilçeden ayrılmak üzereydi ve nitekim de ayrıldı. Yerine merhum Nail Taşdelen geldi. Merhum Kamil Çil Hocam beni yeni kaymakamla tanıştırmış.” Sayın kaymakamım bir mazeretim dolayısıyle bu 23 Nisan 1978 Milli Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı bu arkadaşımız yönetecek. Protokol Amiriniz, tören komutanınız ve sunucunuz Bülent Bey olacak” demişti. Soğuk terler dökmüştüm. Kimse bir topluluk önünde konuşmanın,hitabetmenin,konuşmanın ne denli zor olduğunu bilemez. Ancak bunu yönetenlere soracaksınız. Çünkü irticalen konuşacaksınız. Canlı yayındasınız. Bütün gözler sizin üzerinizde olacaktır. Yapacağınız bir yanlış,kıracağınız bir potun faturasını ödemeye hazır olmanız gerekir. Törenlerde özellikle protokol ile ilgili husus çok önemlidir. Sunacağınız zatın tam olarak anons edilmesi gerekir. Bir keresind e HÜKÜMET Konağı’nda bir Cumhuriyet Bayramı günü sayın kaymakamın makam odasının girişinde tebrikata girecek zevatı anons ediyorum. Kulakları çınlasın sıra Ağırceza Mahkemesi Başkanımızdaydı. Kendilerini anons ettiğimde hiçbir harekette bulunmamışlardı. Bir kez daha anons ettiğimde el işaretiyle beni yanına çağırmış.” Bülent Bey eksik söylediniz” Adli Yargı ve Adalet Komisyonu Başkanı” nı ekleyerek yeniden anons ediniz” dediğimde elim ayağım dağılmıştı. “ Sayın Ağırceza Mahkemesi Başkanı, Adli Yargı ve Adalet Komisyonu Başkanı” şeklinde anonsumu değiştirince sayın kaymakamın makam odasına girmişlerdi. Bu bana bir ders olmuştu. Daha dikkatli olmam gerekiyordu. Ata Binmiş ATATÜRK Anıtı ‘nın Cumhuriyet Meydanı’ndaki açılışına çok sayıda davetli gelmişti. Yüksek rütbeli subaylar, Adli VE Mülki erkan ve diğerleri bir aradaydı. Kütahya Hava Er Eğitim Tugay Komutanı tuğgeneral de protokoldaydı. Kendisi hakkında yeterli bilgiyi aldıktan sonra anonsumu yapmıştım. Yanında bulunan rahmetli Tavşanlı Askerlik Şubesi Başkanı, Garnizon Komutanımız Hv. Plt. Kd. Alb. Remzi Diren’e eğilerek sormuş:” Bu sunucu asker mi?” demiş. Yani tam istenildiği şekilde anons etmişim.
Zaman içinde nice açılışlar,temel atma törenleri,nice konferans,açık oturum,münazara, ağaç dikme bayramları,kulüplerin sezon açılışları, Kömür dekapaj açılışları , ödül dağıtımları ,işyeri açılışları, yaşadım. Ama bir Cumhuriyet Bayramı’nı kısa kesmek zorunda da kaldım. Tavşanlılı Kütahya Milletvekili Ahmet Kavuncu tam da 29 Ekim 1994 tarihinde vefat etmişti. Törenler yeni başlamıştı. Bir anda Cumhuriyet Meydanı’na binlerce kişi ve ellerde bir tabut girivermişti. Ne yapacağımı bilememiştim. Koşarak sayın kaymakam ( sonra vali yardımcısı olarak başka yere atandı) Bekir Ergök’ün yanına giderek ne yapacağımı sorduğmda bana.”Alpagut yapacak bir şey yok. Bu şartlarda bayramı kısa keselim. Saygısızlık olur” demişti. Ben de programı sonlandırmıştım. Zaten 28 Ekim günü tüm çelenkleri Atatürk Anıtı’na koymuştuk. 29 Ekim günü ise konuşmalar ve şiirlerle geçit töreni yapılacaktı. Bu cumhuriyet bayramı beni yaşamımda yönettiğim en dikkat çeken bayramdır.
Cenaze tam tören alanına girdiğinde zaten topluluk bir anda karışmıştı. Toplananlar cenazenin ardına katılıp gittiklerinde meydanı terk etmişlerdi.
29 Ekim 2025 tarihinde Cumhuriyetimizin 102.nci yıldönümünü kutlayacağız. Sevgili Yılmaz Özdil’in” Cumhuriyet ,mucizedir”başlıklı makalesini kesip saklamışım. Her bu büyük bayramın arefesinde bir daha okurum. Neticede ben,eşim,çocuklarım ve diğer aile bireylerimizin hepsi birer Cumhuriyet Çocuğu’dur. Rabbim bu yüce millete nice Cumhuriyet Bayramları nasip etsin. Cumhuriyetimiz ebediyen yaşasın…. Cumhuriyetimizin banisi Mustafa Kemal Atatürk’ün ruhu şad olsun derim.
29 Ekim 1923 sabahı nüfusumuzun 13 milyon olduğunu,bu nüfusun 11 milyonunun köylerimizde yaşadığını,bu tarihte milli sınırlarımız içinde 40 bin köyümüz olduğunu,bu köylerin 37 bininde okul olmadığını,Hatta doğru dürüst bir postanemizin ,bir dükkanın dahi bulunmadığını,bu mevcut 40 bin köyün içinde mütevazı bir Allah evinin(cemi veya mescit) bulunduğunu,bugün orada burada önümüze çıkan traktörlerden tek birinin bulunmadığını,Çiftçimizin eli ayağı biçerdöver sayısının sıfır, buna karşın karasaban sayısının da bir o kadar az olduğunu,Ayçiçeği üretimimizin neredeyse sıfır olduğunu, şeker üretemediğimizi, ekmeklik unumuzu,pirincimizi dahi dışarıdan temin ettiğimizi, yani ithal ettiğimizi,ülke topraklarının sadece beş bin hektar kadarını sulayabildiğimizi,bu tarihte 40 bin köyün beş bininde sığırı vebası belasıyla mücadele ettiğimizi, hayvanların da insanımızın da adeta kırıldığını, bir milyona yakın yurttaşımızın frengiye yakalandığını, iki milyon insanımızın sıtmaya yakalandığını,,üç milyon insanımızın trahom olduğunu,ülkede verem,tifüs,tifo salgınları yaşandığını, Bit denen zararlıyla mücadelede çaresiz kalındığını( ben bile merhum babamın hakim olarak görevli bulunduğu Simav’da 1946’lı yıllarda Osmanbey İlkokulu’nda öğrenciyken okulda bite karşı ilaçlandığımı bilirim),o zamanlar bebek ölüm oranlarının % 40’lara kadar çıktığını doğan her iki bebekten birini kaybettiğimizi, annelerimizin ölüm oranının % 18 olduğunu ,her beş anneden birini kaybettiğimizi, ortalama ömrümüzün 40 olduğunu, bu tarihte milli sınırlarımız içindeki doktor sayımızın(pratisyen-uzman) sadece 337 olduğunu,yine ülkemizde orada burada 60 eczacı ve eczane bulunduğunu,bu eczacıların sadece sekizinin TÜRK olduğunu, diş hekimi sayımızın sıfır olduğunu, halkımızın dişlerini ilkel yollarla çektirdiklerini, sadece 4 hemşiremizden söz edildiğini,136 ebemiz olduğunu bugün okullarda öğrencilerimize bu bayram öncesinde değerli öğretmenlerimizin anlatmasını bir emekli öğretmen olarak gönülden arzularım. Cumhuriyet Bayramı geçit törenleri, kalabalıklar, gösteriler,etkinliklerden ibaret olmamalıdır. Cumhuriyet Bayramı genç bebelere,çocuklarımıza anlatılmadır. Nihayet bu da yine Bu öğretmenlerimizin görevidir.