ALLAH SENDEN RAZI OLSUN SAYIN MEHMET DEMİR
MERHUM ALİŞAN DOĞAN

Bülent Alpagut
- 05062218413 ALLAH SENDEN RAZI OLSUN
SAYIN MEHMET DEMİR
“ Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlarmış” Ben her ihtimale karşı önlem aldım; Ben onuncu köydenim. Doğru söylediğime de inanıyorum. Bakın; yıllar içinde halen sayısı binin üzerinde olan aktif öğretmen ve bir o kadar da emekli öğretmen ve ailesi mensuplarını ilgilendiren bir konuda mutlu sona erişildi. Bu kolay olmadı. Bugüne gelinceye kadar,nice köprüler aşıldı, nice ırmakların en dar noktalarında ,sığ bir yer bulunarak geçildi.Tavşanlı ile Ankara arasında yaşanan mekik diplomasisi en sonunda semeresini verdi de TAVŞANLI ÖĞRETMENEVİ Hizmete açılabildi.
Yıllar içinde önce Tavşanlı’da görevli yerli-yabancı (diğer illerden gelen)öğretmenler “pamuk eller cebe” diyerek aralarında topladıkları paralarla ,şimdiki Şoförler ve Motorlu Nakliyeciler Odası Hizmet binası yanındaki,halen bir başka birimce kullanılan mütevazi binayı inşa ettiler.Bu küçük bina öğretmenlerimizin alınterleriyle kazanılmış ilk öğretmenevidir. Ama ne oldu? Bir Askeri Darbe yaşandı. Demokrasi geçici olarak rafa kaldırıldı. Birçok taşınmaz kamulaştırıldı. Bu meyanda bu Tavşanlı’daki öğretmenin alınteriyle inşa ettirdiği bina kamulaştırılıverdi. Tavşanlı’daki öğretmen ne yaptıysa başaramadı ve binası elinden kayıp gitti.
Aradan epeyce bir zaman geçti. Bu defa Tavşanlı’da Öğretmenin sıkıntılarını dikkate alan Türk Maden- İş Batı Anadolu Tunçbilek Sendikası/şubesi yönetim kurulu nun sevgili ,efsane ,öğretmen dostu başkanı Doğan Şahin’in önerisi doğrultusunda,yönetimin oybirliğiyle Tavşanlı’da halen bir başka amaçla kullanılan,sayın Kaymakamımızın Lojmanına komşu İşçi Eğitim Merkezi binası öğretmenevi olarak kullanılmak ve mülkiyeti sendikada kalmak şartıyla, Tavşanlı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü emrine verildi. Kuruyan ümitler yeniden yeşerdi. Bu defa gerçekten mükemmel bir bina Tavşanlı’da artık öğretmenin ikinci adresi olmuştu. Öğretmen sevinçliydi,mutluydu. Bu mutluluk tıpkı hikaye kahramanı Polyanna’nın mutluluğuna benziyordu. Bütün etkinlikler artık bu binada yapılır olmuştu. Ne mi oldu? Nazar çatladı. Kütahya İl Özel İdaresi Tunçbilek maden işçisine eğitim amaçlı yapılan, öğretmene tahsis ettiği binayı cüzi bir miktar karşılığı satın alıverdi. sevgili sendika başkanı hayatta; tapu belgesinde bu binanın satılamayacağına dair bir şerh olduğu söyleniyor. Teyide muhtaç bir bilgi. Ama binayı envanterine katan İl Özel İdaresi binayı sırtına sarıp götürecek hali yok ya, binayı geçici olarak yine Tavşanlı’da öğretme tahsis etti. Bu bir jest olarak kabul edildi. Ama mutluluk uzun sürmedi; baktık bir gün öğretmene artık bu bina verilmedi ve başka bir amaç için değerlendirildi. Artık Tavşanlı’da öğretmen dımdızlak ortada kalmıştı. İşte bundan sonra öğretmen asla bir yerde toplanamadı. Kahve,kıraathane, bahçelerde, parklarda, pastane köşelerinde ,kiralanan odalarda buluşmaya başladı.
Allah büyük! Bir zaman sonra devlet Baba tarafından Kanal Caddesi üzerinde kamulaştırılan bir dersane binasının Tavşanlı’da öğretmene verilmesi kararlaştırıldı. Bu ümitlerin söndüğü bir anda gelen çok güzel bir haberdi. Sevgili arkadaşım,meslektaşım öğretmen Şevki Eser ile birlikte bir mücadele başlattık. Sürekli öğretmenevi konusunu gündeme taşıdık. Yorulmadık, bıkmadık. Allah bu defa karşımıza ,kendi evladımız, iş insanımız Mehmet Demir’i çıkardı. Genel seçimlerde milletvekili olan sevgili Demir’in başından bu güne yaptığı tüm çabalar, faaliyetler, bire bir konuşmalar, yetkililerle yapılan sürekli istişareler sonunda Ankara ikna edildi. Binaya gereken meblağ parça parça getirilerek kamulaştırılan eski dersane binasına harcanmaya başlandı. Büyük paralar gerekiyordu;İhtiyaç duyulan meblağlar, Allah razı olsun , ekonomik yönden tasarruf tedbirleri varken, nokta ödemelerle sevgili milletvekilimiz Mehmet Demir tarafından Tavşanlı’ya bir şekilde ulaştı. Bu hiç te kolay olmadı. Tavşanlı’da AK Parti İlçe Başkanlığı başta sayın Himmet Özer dahil, tüm yetkilileriyle ,bir ekip çalışması başlattı. Sayın Milli Eğitim Bakanı ile ve aynı bakanlığın diğer yetkilileriyle yapılan çalışmalar meyvasını verdi. Bugünkü muhteşem tablo oluştu.. “ Ol mahiler ki derya içre yüzerler,deryayı bilmezler” denilir. Sevgili milletvekilimiz öğretmenin, Tavşanlı Halkı’nın gönlüne girmesini biliyor. Çeşitli konularda neler yaptığını, nelerle boğuştuğunu,Tavşanlı’nın kangren olmuş yaralarını sarma gayreti içinde ne türlü sıkıntılara göğüs gerdiğinin tanığıyım.
Bugüne kadar TBMM’ne gönderdiğimiz sayın milletvekillerimiz arasında 1959 yılından beri acizane haberler toplayan, bunları ajanslara, ulusal basın ve yerel basına veren,yerel basında köşe yazarlığı yaparak gelişmeleri halkımıza ulaştıran ,yaşlı bir gazeteci olarak bana çalışmalar hakkında bilgi gönderen, mesajla, telefonla arayarak, bilgi notu şeklinde ulaşan sayın Prof. Dr. Vural Kavuncu ve sayın Mehmet Demir’i söyleyebilirim. Her ikisine de teşekkür ediyorum. Netice itibariyle ,Sevgili milletvekilimiz Mehmet Demir ise benim Tavşanlı Masalı’mın kahramanıdır.Demokles’in kılıcı gibi,kılıcını kördüğüme vurarak o kördüğümü çözmüştür. Gelecek kuşaklar eğer bir gün bir yerde bu yazımı okurlarsa kendisini mutlaka saygıyla ve minnetle anacaklardır. Sevgili Demir doğru yoldadır. Yolu açık olsun. Bu vesileyle Tavşanlı Öğretmenevi konusunda ağırlıkları olan başta sayın Cumhurbaşkanımıza, sayın Milli Eğitim Bakanımıza, sayın Kütahya Valimize, sayın İl Milli Eğitim müdürümüze, sayın Kaymakamımıza, sayın Tavşanlı İlçe Milli Eğitim Müdürümüze, sayın AK Parti İlçe Başkanımız Himmet Özer’e ,sayın öğretmenevi müdürümüz Yunus Basçı’ya ve hepsinden öte, değerli milletvekilimiz Mehmet Demir’e, sevgili meslektaşım Şevki Eser’e,öğretmenevinin çeşitli sorunlarının giderilmesinde elini taşın altına koyan değerli hemşehrilerimize teşekkürü bir borç biliyorum. Tavşanlı Öğretmenevi iddia ediyorum; ülkemizde nadir güzellikte,gerçekten dört dörtlük bir öğretmenevi olarak lanse edilebilir artık. Şimdiden sonra artık bu öğretmenevini nasıl daha mükemmel hale getirebiliriz onu yapacağız. 15 Mayıs 2026 tarihi hep ezberimizde olacak…..Aklıma sevgili peygamberimizin bir Hadis-i Şerifi geldi:” İstanbul’u elbette siz fetheyleyeceksiniz,ne güzel komutandır o komutan, ne güzel askerdir o asker” buyurmuşlar. Ben de diyorum ki; ne güzel milletvekilidir o milletvekili, ne güzel validir o vali, ne güzel il milli eğitim müdürüdür o müdür, ne güzel kaymakamdır o kaymakam, ne güzel ilçe milli eğitim müdürüdür o müdür, ne güzel öğretmenevi müdürüdür o müdür. Biz sevgili Şevki Hocayla beraber mutluyuz. Karıncanın Hac görevini yerine getirmek için yollara düştüğü gibi hep yollarda olduk ve amacımıza ulaştık Biz de dua isteriz.
MOTORLU TAŞIT SÜRÜCÜLERİ KURSLARI VE ÖLÜMÜNÜN
4.YILDÖNÜMÜNDE MERHUM
ALİŞAN DOĞAN
Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursları bugüne kadar ve halen de devam ediyor; binlerce kişiyi ehliyet sahibi yaptı.Artıları ve eksileri bir kalemde yazılacak olursa artıları çok olan kuruluşlar olarak anılarda kalmıştır.
Ben de bir süre,hasbelkader bu sürücü kurslarından ÖZBAŞARAN MTSK’nın müdürlüğünü yapanlardanım. Tavşanlı’da ilk kurulan bu sürücü kursu zaman içinde patronlarını değiştire değiştire hizmetini sürdürdü. Benim dönemimde iki patronum oldu.İlki, aslen Pülümürlü( Tunceli), değerli dostlarım, sevgili Hayri ve Şeref Beyler’in babaları, Nezahat kardeşimin eşi Alişan Doğan,diğeri ise iş insanımız, gururumuz, hemşehrimiz, Göbel Köyü’nden sadece , Karabaşlar Ailesi’nin medar-ı iftiharı değil tüm Tavşanlılıların, Kütahyalıların saygısını ve sevgisini kazanmış,Allah kendisine hayırlı,sağlıklı uzun ömürler versin Ahmet Baş’tı.
Burada bir gerçeği dile getirmekte yarar var; ben, sevgili yardımcım,meslektaşım merhum Moymullu M. Ali Özel, usta öğreticilerim, muhasebe sorumluları Abdurrahman Uyar ve Kafura Dallı ile birlikte , kurs öğretmenlerimiz; motor dersi öğretmeni , Beyköylü Mehmet Abacı, Trafik Dersi öğretmeni M. Ali Özel, sağlık danışmanlarımız, doktor ve hemşirelerimiz bütün çabalarımıza rağmen sayın Ahmet Baş’a kazandıramadık. O da gereğini yaptı ve bizleri kapının önüne koydu ve eyvallah! deyip gitti. Ama hak etmiştikArdından merhum yeni başkanımız Alişan Doğan geldi. Bir süre de O’nunla çalıştık. Defteri de kapattık gitti. Özbaşaran MTSK bir süre daha hizmetini sürdürdü.
Sevgili patronum Alişan Doğan ile de güzel günlerimiz geçti diyebilirim. Zaten kendisinin ve oğullarının Kütahya’da bir başka sürücü kursları daha vardı. Bir ayağımız Kaymakamlıkta,bir ayağımız İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde idi. Kah eğitim alanındaydık,kah yollarda sürücülere direksiyon eğitimi veriyorduk. Benim gursağımda hem merhum Alişan Doğan’ın hem de iş insanımız Ahmet Baş’ın lokması vardır. Haklarını helal etsinler ve inşallah etmişlerdir Sevgili iş insanımız Ahmet Baş aynı zamanda kanatlı hayvan üretiyor ve yumurta pazarlıyordu. Kendisini çok üzdüğümü söyleyebilirim; ne zaman ilçeye bir hizmet için gelen ekip gelse koltuklarının altına birer yumurtayı hep iş insanımız Ahmet Baş koyup göndermiştir.Protokol Amiri olduğum için bu da benim asli görevlerimdendi. Ben de her ikisine hakkımı helal ediyorum…..Bu vesileyle sevgili patronlarımdan Alişan Doğan’a Allah’tan rahmet diliyorum.
TUNÇBİLEK’E ASLA DEĞİRMİSAZ GİBİ” HARÇ BİTTİ
YAPI PAYDOS” DEDİRTMEYİZ
“ Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır” sözü bize aittir. Anlamlıdır ve biraz da mesaj niteliği taşır. Hep söylerim; TKİ’nin Amiral Gemisi Tavşanlı Garp Linyitleri İşletmesi’dir. Yıllar içinde müessese olarak harikalar yaratan bu kuruluşun yetiştirdiği değerler zaman içinde genel müdür,daire başkanı, başmüfettiş, genel başkan yardımcısı gibi değerleri ülkemize kazandırmıştır. GLİ Müessesesi 1940’lı yıllarda ülkemizin ekonomik-Sosyal ve Kültürel gelişmelerinde nasıl vazgeçilmez olmuşsa bugün de işletme de olsa aynı hassasiyetle üzerine düşeni yapma gayretindedir. Bakmayın işletmenin Tunçbilek Bölgesi’nde halen 1000’e yakın maden işçisinin bulunduğuna; bu işletme ,müessese iken 7000’e yakın maden işçisinin bulunduğu Tavşanlı ve havalisine her halükarda moral olmuştur. Bu görkemli kuruluşumuz sadece kendisine bağlı bölgelerde Linyit üretimi yapmamıştır. Bu Linyit’i fabrikaların bacalarında tüttürmüş, makine çarklarının döndürülmesinde, ve buharlı lokomotiflerde değerlendirmiş, l stihdam yaratmada, sosyal etkinliklede ev sahipliği yapmada, dolayısıyle ülkemizin yüce menfaatlarında kullanılmasına sunmuştur.
Bir zamanlar, Değirmisaz Bölgesi de Tavşanlı GLİ Müessesesi’nin bir üretim bölgesiydi. Bu bölge Müdürlüğü,üretim alanlarından üretilen kalorisi yüksek,külü az Linyit, artık ekonomik olmadığı gerekçesiyle Ankara’dan gelen büyüklerimizin görüşleri doğrultusunda devreden çıkarılmıştı. Aslında hala yerin derinliklerinde milyonla ifade edilen miktarda Linyit vardı. Olmasaydı, merhum iş insanımız Necati Ünal bu gözden çıkarılan Değirmisaz’ı tekrar bir süre ayakta tutabilir miydi?
Aslında Değirmisaz ile Tunçbilek’i kıyaslamak yanlış bir yaklaşımdır. Çünkü halen görünür/görünmez, MTA TARAFINDAN YAPILAN CİDDİ ARAŞTIRMALAR Tunçbilek ve havalisinde 200 milyon ton Linyit Kömürü’nden bahsetmektedir. Veriler bunu teyid ediyor. Dünya üzerinde zaman zaman ısınmada ,kullanımda, fabrika çarklarını döndürmede, Askeri Birlikler’i üşütmeme konusunda, fakir ve yoksul halk kitlelerini acımasız soğuklarda nisbeten korumada Linyit Kömürü hala önemini korumaktadır. Termik santraller hala Linyit Kömürü’ne ihtiyaç duymaktadır. “ Gün olur harman olur” derler. Gün olur Linyit belki hatırlanır ve yeniden gündeme oturabilir. Yarının ne getireceğini kimse kestiremez. Ama temkinli olmakta yarar var. Derim ki; Tavşanlılı, hemşehrisi Mehmet Tunçbilek’in ruhunu şad etmek için elinden geleni yapmalıdır. Tunçbilek’te bir özelleştirme yanlış olur. Gelecek kuşaklara Tunçbilek’i mevcut haliyle bırakmak hepimizin görevi olmalıdır. Bizim yapamadığımızı belki onlar yaparlar. Belki ekonomik olmadığı bahanesi Tunçbilek için de söylenmektedir. Beyler ekonomik değil denilerek milyonlarca ton Linyit Kömürü’nü kendi kaderiyle başbaşa mı bırakalım? Bugün Tavşanlı’da yaşayanlar, çocuklarının,torunlarının geleceğiyle oynanabilecek her olumsuzluğa karşı çıkmalıdırlar. Nasıl ki Çobanköy yakınlarında, Tavşanlı Organize Sanayi Bölgesi ‘ne komşu bir alanda hiçbir akla hizmet etmeyen bir Zehirli Katı atık tesisi/havuzu için “ hayır” denilmişse ve proje nin hayata geçirilmesi önlenmişse gece karanlığından yararlanarak bir şeyler yapmak isteyenlere karşı Tavşanlılı uyanık kalmak zorundadır. Artık bana göre; Tunçbilek konusu gündemden düşmelidir. Sevgili meslektaşım, TEMA Vakfı Tavşanlı Temsilcisiydi, Dünya Dendroloji Derneği Üyesi, Erozyon Dede Hayrettin Karaca’yı Tavşanlı’nın Fahri Hemşehrisi yapan,eski belediye başkanlarımızdan Fevzi Coşgun her vesileyle aynı şeyi tekrarlamıştır;” Bir gün ayağımızın altındaki kilimi çekip alabilirler2 demiştir. Çok ta doğrudur; Tavşanlılı bastığı yeri iyi görmelidir, uyanık kalmalıdır. Mantık dışı her yatırıma cesurca “hayır” diyebilmelidir.
EFSANE SPOR ELÇİMİZ TAVŞANLI GENÇLİKSPOR GELECEĞİ
İÇİN ÖNCE PARA VE SONRA ALT YAPI ARDINDAN BAŞARI
PAROLASIYLA HAREKET EDİYOR
Son olarak Tavşanlı Gençlikspor’dan bir sevindirici,bir de üzücü haber geldi. Üzücü olan galip geldikleri bir karşılaşma ardından mağlup sayılmaları, yaptıkları itirazın Ankara’dan geri dönesi. Eğer itirazları kabul edilseydi bugün Bal Ligi’ndelerdi. Sevindirici olan ise ünlü Sultan Market’in Gençlikspor hizmet binasının zemin katındaki ,eski banka yerine şube açması. Kulübün bu kiralamayla kasasına iyi bir kira geliri girmesi, kulübün önündeki açmazlar için iyi bir fırsat olacaktır. Yıllar içinde bir türlü alınamayan bir arsa olayının bir şekilde çözülmesi ,kulüp arsasının büyümesine neden olacak. Binanın yeniden dizayn edilmesiyle daha güzel fırsatlar da gündeme gelebilecek. Kulüp başkanı sevgili Fikret ile zaman zaman telefonla görüşüyoruz.Sağ olsun bilgi veriyor. Memnun oluyorum. Yalnız bir hususu yeniden yinelemek isterim; Büyük bir mutluluk içinde açılan Tavşanlı Gençlikspor Kulübü Müzesi’nin bir şekilde yeniden bir uygun odada veya salonda açılmasını bekliyorum. Bu müze açıldığı zaman ne kadar mutlu olduğumu bir şekilde ihsas etmiştim. Böyle bir müzenin tüm kulüplerimizde olması dileğinde bulunmuştum. Bunu yapmak zor olmayacaktır. Vakit geçirilmeden bu müze bütün güzelliğiyle yeniden halkımızın,sporseverlerin, kulüp sevdalılarının beğenisine sunulmalıdır. Yapılmazsa üzülürüm.Bunu da sevgili Fikret Başkan’ın gerçekleştireceğine inanıyorum.
Komutan Ruhu kulüpte yeniden hisedilmelidir. Kulübün küçüklerden oluşacak birkaç futbol takımı daha kurması, alt yapının bu şekilde güçlendirilmesi şarttır. Yani Tavşanlı Gençlikspor kadrolarını kendi evlatlarıyla taçlandırmalıdır.
Kulübün eskiden olduğu gibi temsillerle, piyeslerle, konserlerle bir hareket merkezi konumuna getirilmesi gerekir. Zaman zaman ilçedeki bazı etkinliklerin kulüp binasında yapılması düşünülmelidir. Tavşanlı Gençlikspor binasında nikah ve nişan hatta düğün törenleri dahi yapılabilmelidir. Kulübün üye sayısının artırılması sağlanmalıdır. Ben 1964 yılında Kasım ayının ilk günü bu kulübün salonunda nikahlandım. Tavşanlı’nın en eski spor kuruluşu olan Gençlikspor Kulübü’nün hizmet binası çok amaçlı olarak hizmet vermelidir. Bir kütüphane gereklidir. Kulüpte öğrenciler için kurslar dahi düşünülebilir. Tavşanlı Gençlikspor Kulübü’nün kardeş kulüp statüsü içinde bir futbol kulübüyle kardeşliği gerçekleştirilmelidir. Tavşanlı Gençlikspor Kulübümüz tıpkı Altınordu gibi bir sporcu fabrikasına dönüştürülebilir. Şu gerçek asla göz ardı edilmemelidir; Başarı kendi evlatlarımzla gelecektir. Ben eskiden olduğu gibi sahaya çıktığında formasını öpen gençler görmek istiyorum. Tribünlerde örnek bir sporsever topluluğu Tavşanlı Gençlikspor Kulübünü yüceltir. Kulüp marşı her halükarda mutlaka her karşılaşma öncesinde sporseverler tarafından okunmalıdır. Kulüp binasının bir salonunda kulüp başkanlarının fiberglas büstleri özgeçmişleriyle sunulmalıdır. Kulüp bir KOMUTAN heykeliyle taçlanabilir. Çok ta yakışır ve örnek teşkil eder. Kulüp zaman zaman yemek organizasyonları yaparak, yarışmalar düzenleyerek, şilt,plaket dağıtarak sosyal faaliyetlerini geliştirebilir. Sadece futbolda değil, başka sportif faaliyetlerde de çeşitli etkinliklere yer verilebilir. Kulübe gelir getirici her faaliyet titizlikle araştırılıp bulunmalıdır. Unutulmamalıdır ki Tavşanlı’da futbolun ağabeyi Tavşanlı Gençlikspor’dur. Fahri üye uygulaması için tam zamanıdır. Kalburüstü yetkililerin birer fahri üye olması kulübe çok şeyler kazandırabilir.
Eğer kulüp yöneticileri bilerek veya bilmeyerek bir yanlışa imza atarlarsa şu iyi bilinmelidir; geçmişte kulüp için gecesini gündüzüne katanların,kulübü onurlandıranların ölmüşlerse kemiklerini sızlatacak halen hayattaysalar,gönüllerini yıkacaklarını unutmamalıdırlar. Yanlışlar,telafisi mümkün olmayan sonuçları da beraberinde getirirler. 23 Nisan 1925 tarihinde çekilen Gençlikspor Kulübü’nün şanlı bayrağı yıllardır gönderde dalgalanmayı sürdürüyor.Öldü dediklerimiz, kulübe hayat veren, şan ve şeref kazandıran; Mehmet Enver Ayhan,Mustafa Özkan, Ferit Cavit Zeytinoğlu, Veznedar İbrahim Bey, Sabri Tevfik Okyayuz( Komutan),Cemil Köylü, Mustafa Baysal, Abdullah Girgin,Halit Zengin, Haydar Güre, Mehmet Atasoy( Çete), İbrahim Yalçın, Ahmet Kocaman, H.Hüseyin Dönmez, Hüseyin Eröz, Diş Tbb. Yavuz Çiçek(halen hayatta), Ahmet Görgülü, Yusuf Atasoy( Küçük çete),Kemal Girgin, Nihat Özerdem, Cengiz Uçmuş, İbrahim Yılmaz,(halen hayatta), Hasan Ordu halen hayatta( duayen başkan,en kıdemli kulüp başkanı) ,bu kulüp için ömürlerinin en güzel günlerini harcadılar. Kulübün bugünlere gelmesinde etkili oldular.Bize gururlu anlar, görkemli başarılar sundular. Herbirinin bu kulüpte hakları vardır. Halen kulüp başkanı olan sevgili Fikret Çardak ve yönetim kurulu üyelerinin de aynı hassasiyetle, titizlikle bu asırlık kulübü daha yükseklere çıkarmaları gerekir. Tavşanlılı olarak ,sporseverler olarak bunu onlardan beklemek hakkımızdır. “ Harç bitti,yapı paydos” diyecek olanlar bu kulübe ihanet edenler olacaklardır. Allah göstermesin!....bu kulüp Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan 2 yıl sonra kurulmuştur. Tavşanlılı ne kadar gururlansa hakkıdır. Kulüp çalışmalarını uzakta da olsam izliyorum ve izlemeye devam edeceğim. Yanlış yapılırsa uyaracağım, doğruları da alkışlayacağım….

